Bilişim Dergisi Mart 2010 sayısında, TBD Genç köşesinde Gamze Ercan isimli üyemiz tarafından yazılan bu yazının aslını okumak için Bilişim Dergisi Mart 2010 Sayısı sayfa 58-59′a bakabilirsiniz.

Gamze Ercan
Günümüzde internet üzerinden oynanan bir çok bilgisayar oyunu, toplumdaki gençlerin büyük bir kısmı arasında kısa sürede popüler hale gelmiştir. Çevrimiçi (online) oyunlar her ne kadar eğlence aracı olarak görünseler de hiç de masum olmadıkları, son zamanlarda ülke gündemine düşen haberlerden anlaşılmaktadır. İnternet üzerinden oynanan oyunların senaryosu sanal dünyada oynanan bir karakter üretip savaşarak onu geliştirmek üzerine kuruludur. Her ne kadar bu oyunların çoğu ücretsiz olsa da sonradan geliştirilen bu karakterler ülkemizde gençler arasında para karşılığı takas edilmektedir. Konuyla ilgili ülkemizde bahsi geçen güncel haberlerden biri Erzurum’da bir oyuna aylarını vererek geliştirdiği karakteri satmaya çalışan bir çocuğun bu yüzden kurban gittiği vahşi bir cinayetle ilgilidir.[1]
Araştırmalara göre çocukların büyük bir bölümü bilgisayar oyunlarını oynuyor. Piyasada en çok satılan bilgisayar oyunları ciddi düzeylerde şiddet ve cinsel içeriğe sahipken, aileler ve eğitimciler çoğunlukla bu oyunların içeriğinden ve çocuklarını nasıl etkilediğinden habersiz.[2] Oyun oynarkenki masum amaçlar ne kadar farklı olsa da ne yazık ki sonuçlar farklı gelişmektedir. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Üre, çocukların bilgisayar oyunları yüzünden oyun gereksinimini yeterli düzeyde karşılamadığını vurguluyor ve ekliyor: “Çocuğa hep şekerli süt verirseniz, zamanla daha sağlıklı ve doğal olan şekersiz sütü içmez. Bilgisayar oyunları da benzer bir etkiye neden oluyor.” Ayrıca bilgisayar oyunlarına bağımlı çocuklar artık sokaklarda oynamaya ihtiyaç duymuyor ve bakın Dr. Üre, sokaklarda oynanan oyunların yararlarını şu şekilde belirtmiş. “Birlikte oynanan oyunlar çocuğa ahlakı öğretiyordu, mülkiyet duygusunu, iyiyi kötüyü, sosyal normları, adet, gelenek, göreneği öğretiyordu.”[3] Buradan da anlaşılacağı üzere bilgisayar bağımlısı çocuklarımız bunları zamanından çok sonra öğreniyorlar.
Buna ek olarak başka bir araştırmaya göre oynanan strateji oyunları da özellikle küçük yaştaki oyuncularda duygusal karmaşaların yaşandığı, vicdan duygularını tam olarak öğrenilmeden yok etmeye başladığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak da kazanma isteği ve oyunların sonundaki ödül, çocukları sosyal ortamdan uzaklaştırmıştır. Bu yönden bağımlı çocuklarda hiperaktivite, dikkat bozukluğu, yalnızlık hissi ve sosyal ilişki kaybı görülmüştür.[4] Üstelik evinde bilgisayarı olmayan ya da evinde aileleri tarafından kısıtlamaları olan çocuklar, çevrimiçi oyunlara bağımlılıkları yüzünden dışarıda internet kafelerde de fazla zaman geçirmeye başlamış, okullardan kaçıp oyun oynamaya, kafelerin yeterince denetlenmemesi yüzünden de oralarda istenmeyen olayların yaşamış, İnternet üzerinden niyeti iyi olmayan insanlarla tanışmış ve de derslerden uzaklaşmaya başlamışlardır. Aynı zamanda internet kafelerde çok fazla vakit geçiren çocuklarda farklı kişilik bozukluklarının da olduğu aşikardır.
Ülkemizde son durum olarak İçişleri Bakanlığı tarafından valiliklere gönderilen genelgede, Emniyet Gen. Müd. Asayiş Daire Başkanlığı’nın teknik inceleme sonucu ile çevrimiçi oyunların oynanmasının internet kafelerde yasaklanması kararlaştırılmıştır.[1] Yalnız ne kadar önüne geçilebileceği tartışılır. Yasaklamak yerine ailelerin ve eğitimcilerin çocukları bilinçlendirmesi ve de çocukların daha çok sokakta arkadaşlarıyla oynamaya, takım sporlarına yöneltmeye başlaması, çocuklarının sosyal yaşamdan kopmamaları için ellerinden gelen çabayı göstermeleri gerekmektedir.
[1] – http://bit.ly/b88dgC
[2] – http://bit.ly/bZARqH
[3] – http://bit.ly/bVWDtN
[4] – http://bit.ly/91gXQZ

Süper hocam teşekkürler
This comment was originally posted on FriendFeed
Düşüncelerinize katılıyor ve destekliyoruz.
http://www.destekveriyorum.com/207-bilgisayar-oyunlarinin-zararlari.html
Bilgisayar oyunlarının bir yaş sınırı var. Belli yaşın altındakilerin oynanması ailelerince denetlenmesi gerekiyor. Eğer bu belirtilen yaştan sonra oynayıp etkileniyorsa bu problemin faturasını bilgisayar oyunlarına kesmek biraz kolaya kaçmak olur bence. Çünkü kişinin duygu ve düşüncelerini o kadar etkileyebiliyorsa, problemin başka bir kaynağı olmalıdır. Bu durum hiç normal değildir. Muhtemelen ailesel, ve çevresel bir sebepten dolayı psikolojik bir problem vardır. Böyle olunca da o kişi eğer bir bilgisayar oyunu oynamasaydı bile muhtemelen sinemada bir film izleyerek, sokakta kavga eden insanları görerek, televizyon izleyerek kendine başka bir model bulacak ve benzer davranışları sergileyecekti. Zaten bu tarz davranışsal bozuklukların bilgisayar oyunlarından çok daha eski olduğunu biliyoruz.
Eskiden bu konular televizyonla beraber ele alınırdı. Televizyonun zararlı etkileri şeklinde bir çok yazı vardı. Hiç bir etkisi yoktur demek anlamsız olur. Fakat normal hayatta şiddetle karşılaşmak bir yerden sonra kaçınılmaz oluyor. Eğer kötü etkileyen kaynakların her biriyle mücadele edersek bence problemi çözmekten çok uzakta oluruz.
Bir kavramın kötü yanlarının ya da yanlış kullanımının faturasını o kavramın tümüne kesmenin çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü bilgisayar oyunlarından etkilenmezse bu gençler sinemadan etkilenebilir. O zaman “Sinema gençler için zararlıdır.” mı demeliyiz? Sinema ve bilgisayar oyunlarının ikisi de genel kavramlar. Aynı şekilde insanların okuyup etkilenebileceği romanlar da mevcut. Hatta bazı romanların yanında bilgisayar oyunlarındaki şiddet çocuk oyunu gibi kalıyor. Bunun çözümü de bu kitapları engellemek değil. Ya da “Romanlar gençler için zararlıdır.” diyemeyiz bence. Nasıl ki yaş sınırına göre hangi filmin izlendiği, hangi kitabın okunduğu denetleniyorsa bilgisayar oyunları da denetlenebilir. Eğer bir filmi ya da kitabı içerdiği şiddet yüzünden eleştirmiyorsak bilgisayar oyunlarının da bence bir farkı yok bu durumdan. Zaten içeriğine göre bahsi geçen oyunlar genellikle 18 yaşından büyüklere hitap ediyorlar.
Yanlış anlaşılma da olmasın eleştirilerim yazının kendisine değil. “Bilgisayar oyunlarının zararlı olduğu” savına. Bence zararlı olan bilgisayar oyunları değil bunların uygun ve denetimsiz kullanımı. Ve biz problemin asıl kaynağına inmeden üstte görünen şeylerle mücadele ettiğimiz sürece yeni kavramlar karşımıza çıkacak, eskilerinin modası geçecektir. Asıl problem ise bu şeylere çocukların kontrolsüzce erişebilmesi ve daha önemlisi çeşitli sebeplerden dolayı bunların yaratacağı etkilere karşı açık olmaları.
Dediğim o ki. Aslında bilgisayar oyunları güzeldir. Hatta yararlarını bile sayabilirim. Sadece doğru zamanda oynanmalıdır ve her şey gibi “fazlası zarardır”.
Sinan Onur Altınuç’un yazdıklarına katılıyorum. Birşeyin iyi veya kötü olduğunu yargılamak için dolaylı olarak sebep olduğu olgulara bakmayız. Özünde bilgisayar oyunlarının amacını, yöntemini ve kullanımını incelemeliyiz.
Bilgisayar oyunları da sanıldığı gibi başıboş bir evren değil.Resmi olarak yayınlanan her bilgisayar oyunu, Amerika’da ESRB, Avrupa’da PEGI adında iki bağımısız denetleme örgütünün incelemesinden geçer.
PEGI’de oyunlar +3, +7, +12, +16, +18 olarak kategorilere ayrılır. Ayrıca her oyunun açık içeriği (Örn: Şiddet, Kan, Alkol Kullanımı, Sigara vs.) kutusunda belirtilmiştir.
ESRB de benzer biçimde oyunları direkt olarak yaş sınırlamasını yazmasa da, +3, +6, +10, +13, +17 ve +18 şeklinde kategorilere ayrılır. Yine ESRB’de oyunların içeriğinde neler olduğu açıkça belirtilmiştir.
Televizyonu, sinemayı yanlış kullandığımız gibi bilgisayar oyunlarını da bilinçsiz kullanıyoruz. Örneğin ebeveynler çocuklarının hangi programların izleyeceğini seçiyor. Yaşlarına uygun kanalları izletiyor. Bilgisayar oyunları ve hatta internet erişimi de ebeveynler tarafından kontrol edilmiştir. Eğer ebeveynler çocuklarının bilgisayar oyunu ihtiyacını anlayıp, onlara uygun oyunları seçerse bahsedilen psikolojik ve sosyal zararların ortaya çıkacağını zannetmiyorum.